Yolcu beldesinden çıktığı andan itibaren tekrar dönünceye kadar namazları iki rekâttır. Çünkü Aişe radıyallahu anha şöyle dedi: “Namaz ilkin iki rekât olarak farz kılındı, yolculukta iki rekât olarak kaldı, hazarda namaz –dörde- tamamlandı.” Başka bir rivâyette: “Hazarda kılınan namaza ilave yapıldı” ifadesi geçmektedir. (Buhari,Muslim) Enes b. Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi: “Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم ile birlikte Medîne’den Mekke’ye gitmek üzere yola çıktık. Medîne’ye dönünceye kadar iki rekât iki rekât olarak kıldı.” (Buhari,Muslim)
Fakat imamla birlikte kıldığı zaman, ister namaza başından yetişsin, isterse sonradan yetişsin dörde tamamlar. Nebî صلى اللّٰه عليه وسلم ’in şu hadîsi genel hüküm ifade eder: “Kameti işittiğiniz zaman namaza yürüyünüz. Sükûnet ve vakardan ayrılmayınız, koşmayınız. Yetiştiğinizi kılınız, yetişemediğinizi tamamlayınız.” (Buhari,Muslim) “Yetiştiğinizi kılınız, yetişemediğinizi tamamlayınız.” sözü dört rekât namazı ve diğer namazları kılan imamın arkasında namaza duran yolcuları da içine alır. İbn Abbas radıyallahu anhüma’ya: Yolcu niçin münferit namaz kıldığında iki rekât kılar da mukim bir imama uyduğu zaman dört rekât kılar? diye sorulunca şöyle dedi: “Sünnet olan budur.”
Namazları cemaatle kılma yükümlülüğü yolcudan düşmez. Çünkü Allah teâlâ savaş anında bile namazı cemaatle kılmayı emretti ve şöyle buyurdu: “Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar.” (Nisâ: 102). Buna göre yolcu kendi beldesinden başka bir beldede olduğu zaman ezânı işitince mescitte cemaate katılması vâcibtir. Ancak mescitten uzak bir yerde olduğu veya yol arkadaşlarını kaybetmekten korktuğu zaman cemaate katılmayabilir. Çünkü delîllerin genelliği ezânı veya kameti işiten kimsenin namazı cemaatle kılmalarının vâcibliğine delâlet etmektedir.
Gönüllü kılınan nafile namazlara gelince, yolcu öğlen, akşam ve yatsı namazlarının sünnetleri dışındaki bütün nafileleri kılar. Vitri, gece namazını, kuşluk namazını, sabah namazını ve yukarıda istisna edilen sünnetlerin dışındaki diğer nafileleri kılar.
Namazların birleştirilerek kılınmasına gelince eğer fiili yolculuk halinde bulunuyorsa öğle ile ikindiyi, akşamla yatsıyı birleştirerek kılması daha faziletlidir. Cemi takdim veya cemi te’hîrden hangisi kolayına geliyorsa bu namazları o şekilde kılması daha faziletlidir.
Eğer bir yerde konaklıyorsa cem yapmaması daha faziletlidir. Cem yaparsa da bir sakınca yoktur. Çünkü her ikisi de Nebî صلى اللّٰه عليه وسلم ’den sahîh olarak rivâyet edilmiştir. Yolcunun Ramazanda oruç tutmasına gelince her ne kadar iftar etmesinde sakınca olmasa da oruç tutması daha faziletlidir. İftar ederse tutmadığı günleri kaza eder. Ancak iftar etmesi kendisine kolaylık sağlayacaksa iftar etmesi daha faziletlidir. Çünkü Allah teâlâ ruhsatlarıyla amel edilmesini sever. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun.
Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Soru ve Cevaplarla İslâm’ın Rukünleri Fetva no: 402