06 Nisan 2025 Pazar
08 شوال 1446 الأحد
Oruçlu bir kişi bir beldeden başka bir beldeye gittiği ve birinci belde Şevval hilalinin görüldüğünü ilan ettiği zaman, ikinci beldenin Şevval hilalini görmediğini bilerek birinci belde halkına tabi olmak suretiyle bayram edebilir mi?

Bir kimse bir İslâm beldesinden başka bir İslâm beldesine gittiği ve bayramını gittiği beldeye varıncaya kadar ertelediği zaman o belde halkı bayram edinceye kadar oruçlu kalır. Çünkü insanların oruç tuttukları gün tutulan oruç oruçtur. Bayram insanların bayram ettikleri gün yapılan bayram bayramdır. Kurban da insanların kurban kestikleri gün kesilen kurbandır. Bu böyledir. Hilalin görülmediği bir beldeye geldiği için bir iki gün fazla oruç tutması tıpkı güneşin bir iki saat geç battığı başka bir beldeye geldiği gün öncekilerden iki üç saat veya daha fazla oruç tutmasına benzer. Çünkü ikinci beldeye geldiği zaman hilal henüz orada görülmemiştir. Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم hilali görmedikçe oruç tutmamamızı emretmiştir. Aynı şekilde “Hilali görünce bayram edin”(Buhari,Muslim) buyurmuştur.

Bunun tersi olsa mesela henüz hilalin görülmediği bir beldeden hilalin görüldüğü başka bir beldeye gitmiş olsa gittiği beldenin insanlarıyla birlikte bayram yapar ve eksik kalan orucunu daha sonra kaza eder. Bir gün eksik ise bir gün, iki gün eksik ise iki gün kaza eder. İkincisinde kaza eder dedik. Çünkü ayın yirmi dokuz günden eksik, otuz günden fazla olması mümkün değildir. Biz ona yirmi dokuz gün tamam olmasa bile iftar et dedik. Çünkü hilal görülmüştür. Hilal görüldüğü zaman iftar edilmesi ve bayram yapılması bir zorunluluktur. Yirmi dokuz günden eksik tuttuğun zaman, çünkü bir ay yirmi dokuz günden eksik olamaz, senin bunu yirmi dokuz güne tamamlaman gerekir. Birinci mes’ele yani hilalin görüldüğü beldeden hilalin görülmediği beldeye intikal etmesi mes’elesi böyle değildir. Sen geldiğin beldede hilal görülünceye kadar iftar edemezsin/bayram yapamazsın. Ayın süresi senin için uzasa bile senin yine de oruç tutman gerekir. Bu uzama günün birkaç sat uzamasına benzer.

Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Soru ve Cevaplarla İslâm’ın Rukünleri Fetva no: 394

Kategoriler
Dersler
Vahiy Mescidi
  • /ANKARA
Sitemizde yer alan içeriklerin kaynak gösterilerek paylaşılmasında mahzur yoktur.
vahiymescidi.com © 2025