06 Nisan 2025 Pazar
08 شوال 1446 الأحد
Oruç tutmamayı mubah kılan mazeretler nelerdir?

Kur’ân’da geçtiği gibi oruç tutmamayı mubah kıllan mazeretler hastalık ve yolculuktur. Kadının hamile olması ve oruç tuttuğu zaman kendi canının veya çocuğunun canının tehlikeye girmesinden korkması bir mazerettir. Kadının emzikli olması ve oruç tuttuğu zaman kendisine veya çocuğuna zarar vereceğinden korkması yine bir mazerettir. Bir kimsenin masum bir insanı ölmekten kurtarmak için orucunu bozmaya ihtiyaç duyması yine bir mazerettir. Mesela: Denizde boğulmakta olan bir kişiyi veya etrafı ateşle çevrilmiş yanmakta olan bir şahsı görmesi ve onu kurtarmak için orucunu bozmaya ihtiyaç duyması durumunda orucunu bozup onu kurtarır. Bir kimsenin Allah yolunda cihâd ederken daha güçlü olmak için orucunu bozmaya ihtiyaç duyduğu zaman iftar etmesi de mubah kılan sebeplerdendir.

Çünkü Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم şöyle buyurmuştur: “Sizler yarın sabah düşmanınızla karşılaşacaksınız, oruç tutmamak size daha çok kuvvet kazandırır. Binaenaleyh oruç tutmayın.”(Muslim) Kişi oruç tutmamayı mubah kılan bir sebep bulunduğu ve orucunu bozduğu zaman günün kalan kısmında oruç tutması gerekmez. Bir kimsenin masum bir insanı ölümden kurtarmak için orucunu bozduğu farz edilse onu kurtardıktan sonra da oruçsuz olarak devam edebilir. Çünkü orucunu bozmasını mubah kılan bir sebeple orucunu bozmuştur. O zaman bu günün saygınlığından dolayı günün kalan kısmını oruçlu geçirmesi gerekmez. Oruç bozmayı mubah kılan sebebin ortaya çıkmasıyla bu saygınlık zâil olmuştur. Bu sebeple biz bu mes’elede tercih edilen görüşü şöyle ifade ederiz: Hasta olduğu için oruç tutmayan kimse gün içinde iyi olsa bile günün kalan kısmında oruç tutması gerekmez.
   Yolcu olduğu için oruç tutmayan kimse gün içinde kendi beldesine dönse bile günün kalanında oruç tutması gerekmez. Hayızlı olduğu için oruç tutmayan bir kadın gün içinde temizlense bile günün kalanında oruç tutması gerekmez. Çünkü bunların hepsi meşru bir sebepten dolayı o güne oruçsuz girmişlerdir. Dîn onlara oruç tutmamayı mubah kıldığı için onlar açısından o gün orucun saygınlığı söz konusu değildir. Onların oruç tutmaları gerekmez. Ramazan ayının girdiği kesinlik kazandığı zamanki durum böyle değildir, o zaman oruç tutmak gerekir. İkisi arasındaki fark açıktır. Çünkü gündüz esnasında Ramazan ayının girdiği kesin bir delîlle sabit olduğu zaman o gün onlara oruç tutmak farz olur. Fakat delîl gelmeden önce bilmedikleri için mazurdurlar. Bu sebeple eğer o gün Ramazan olduğunu bilenler olursa onların oruç tutmaları gerekir. Ama yukarıda işaret ettiğim diğerleri bilseler bile oruç tutmamaları mubahtır. İkisi arasındaki fark açıktır.

Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Soru ve Cevaplarla İslâm’ın Rukünleri Fetva no: 398

Kategoriler
Dersler
Vahiy Mescidi
  • /ANKARA
Sitemizde yer alan içeriklerin kaynak gösterilerek paylaşılmasında mahzur yoktur.
vahiymescidi.com © 2025