Dîni bayramların dışındaki bütün kutlanılan günler bid‘attir, sonradan ihdas edilmişlerdir. Bunlar selef-i sâlihîn zamanında bilinmeyen şeylerdir. Üstelik bazılarının kaynağı da gayrimüslimlerdir. Bunların içinde Allah’ın düşmanlarına benzemek üzere çıkartılan bid‘atler vardır. Dînî bayramların hangileri olduğu Müslümanlar tarafından bilinmektedir. Bunlar Ramazan bayramı, Kurban bayramı ve haftalık Cuma günü bayramıdır. İslâm’da bu üç bayramın dışında başka bayram yoktur. Bunların dışında ihdas edilen bütün bayramlar bunları ihdas edenlere reddolunurlar. Bunlar Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم ’in şu hadîsi sebebiyle Allah’ın dîninde bâtıldırlar: “Kim bizim şu dînimizde onda olmayan bir şeyi ihdas ederse o reddolunur.” (Buhari, Muslim) Yani ona karşı çıkılır, bu Allah katında kabul edilmez. Bu hadîsin bir diğer lafzı şu şekildedir: “Kim bizim dînimizde olmayan bir ameli işlese o reddolunur.” (Muslim)
Bu konu açıklığa kavuşunca soruda sözü edilen ve anneler günü adı verilen bayramı kutlamak câiz değildir. Bunda sevinç gösterisinde bulunmak ve hediyeler takdim etmek gibi dînin sembollerinden olmayan yeni bir şey icat etmek vardır. Bir Müslümanın kendi dîniyle övünmesi ve gururlanması ve Allah’ın kulları için razı olduğu bu değerli dînde Allah ve Rasûlünün koyduğu sınırların içinde kalması icap eder. Bu dîne herhangi bir ilave ve eksiltme yapılamaz. Yine bir Müslümanın istisnasız herkesin peşinden giden bir fırsatçı da olmaması gerekir. Aksine Allah’ın dîninin gerektirdiği bir şahsiyeti oluşturması gerekir. Ta ki tabi olan değil, kendisine tabi olunan bir kimse olsun, örnek alan değil örnek alınan bir kimse olsun. Çünkü Allah’ın dîni –elhamdülillah- her yönüyle mükemmel bir dîndir. Nitekim Allah teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Bugün dîninizi kemâle erdirdim ve üzerinize nimetimi tamamladım.” (Mâide: 3). Anneler senede sadece bir gün saygı gösterilmeyi hak eden kimseler değildir. Bilakis onlar her zaman ve her yerde çocuklarının ilgisini, ihtimamını ve itaatini Allah’a isyan olması müstesna hak eden kimselerdir.
Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Soru ve Cevaplarla İslâm’ın Rukünleri Fetva no: 90