06 Nisan 2025 Pazar
08 شوال 1446 الأحد
Kişiyi dinden çıkartmayan amelî küfrün mahiyeti nedir?

Şâri’in (şeriat korucunun) herhangi bir masiyet hakkında küfür adını kullanmakla birlikte o masiyeti işleyen kişi için iman isminin kalmaya devam ettiği her bir iştir. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'in şu buyruğunda olduğu gibi:
"Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kâfirler olarak gerisin geri dönmeyiniz." [İmam Ahmed, Musned]
"Müslümana sövmek fasıklık, onunla savaşmak küfürdür." [İmam Ahmed, Musned]


Burada Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem müslümanların birbirleriyle savaşması hakkında küfür olduğu ifadesini kullanmış, bu işi yapan kimselere kâfir adını vermiştir. Diğer taraftan yüce Allah'ın: "Eğer mü'minlerden iki grup birbirleriyle çarpışırlarsa onların aralarını düzeltin... Mü'minler ancak kardeştirler. O halde iki kardeşinizin arasını düzeltin." (el-Hucurat, 49/9-10) buyruğunda ise yüce Allah bu gibi kimseler hakkında iman sahibi olduklarını ve iman kardeşleri olduklarını belirtmiş, bunlardan herhangi bir hususun onlarda bulunmayacağını sözkonusu etmemiştir.

Yine yüce Allah kısası emreden âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
"Fakat kime kardeşi tarafından bir şey affolunursa artık örfe uyarak istesin ve güzellikle ödesin." (el-Bakara, 2/178)
Burada yüce Allah katil hakkında müslüman kardeşliği sıfatını kullanmış ve bu sıfatın onda bulunmayacağını belirtmemiştir.
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem de şöyle buyurmuştur:
"Zina eden kişi zina ettiği vakit mü'min olarak zina etmez. Hırsızlık yapan bir kimse de hırsızlık yaptığı vakit mü'min olarak hırsızlık yapmaz. İçki içen bir kimse içki içtiği vakit mü'min olarak içki içmez. Bundan sonra ise tevbe onun önünde açıktır." Bir rivayette de şu fazlalık yer almaktadır: "Mü'min olarak öldürmez." Bir diğer rivayette de: "İnsanların değer verdikleri kıymetli bir malı da zorla almaz..."  Bu hadis-i şerif Buhari ve Müslim'de yer almaktadır.

Bununla birlikte Ebu Zer el-Ğıfari'nin yine her ikisinde yer alan Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'in şu buyruğu da bunu göstermektedir:
"La ilahe illallah deyip de sonra bu hal üzere ölen ve cennete girmeyecek hiçbir kul yoktur." Ben: “Zina da etse, hırsızlık da yapsa da mı?” diye sordum. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem: "Zina etse ve hırsızlık da yapsa" diye buyurdu. Ben sözümü üç defa tekrarladım (o da tekrarladı); sonra dördüncüsünde: "Ebu Zerr'in burnu yere sürtünse dahi..." diye buyurdu. [İmam Ahmed, Musned]

İşte bu zina eden, hırsızlık yapan, içki içen, adam öldüren kimse hakkında tevhide sahip olmakla birlikte “iman” adının mutlak olarak o kimseden gitmeyeceğinin delilidir. Çünkü eğer bunu kastetmiş olsaydı, hiçbir zaman la ilahe illallah akidesi üzere ölen bir kimsenin bu masiyetleri işlese dahi cennete gireceğini haber vermezdi. Çünkü cennete ancak "mü'min bir nefis" girer.

O bu sözleriyle sadece imanın eksik olacağını kastetmiş ve kemal halinin sözkonusu olmayacağını belirtmiştir. Kulun bu masiyetleri işlemesi halinde kâfir olması, bunları helal kabul etmesi ile birlikte sözkonusu olmuştur. Bu ise bunların haram oldukları hususunda kitabı ve rasûlü yalanlamayı gerektirir. Hatta bunları yapmayacak dahi olsa bunların helal olduklarına inanmakla kâfir olur. Doğrusunu en iyi bilen şanı yüce Allah'tır.

SORULU CEVAPLI İSLAM AKÂİDİ
Hafız b. Ahmed el-Hakemî

Kategoriler
Dersler
Vahiy Mescidi
  • /ANKARA
Sitemizde yer alan içeriklerin kaynak gösterilerek paylaşılmasında mahzur yoktur.
vahiymescidi.com © 2025