Namaz İslâm’ın en kuvvetli rukünlerinden biridir, hatta şehâdet kelimelerinden sonraki ikinci rukündür. Organların amelle rinden en güçlüsüdür. Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم ’in hadîsinde de ifade edildiği gibi İslâm’ın direğidir. O şöyle buyurmuştur: “İslâm’ın direği namazdır.” (İmam Ahmed, Musned) Allah teâlâ namazı Muhammed صلى اللّٰه عليه وسلم ’e bir beşerin ulaştığı en yüce mekânda, Rasûlullah صلى اللّٰه عليه وسلم ’in en şerefli gecesinde ve hiçbir vâsıta olmaksızın bir günde elli defa olarak farz kılmıştır. Fakat Allah teâlâ bunu kullarına günde beş defa ve mîzânda elli olacak şekilde hafifletmiştir. Bu Allah teâlâ’nın namaza verdiği önemi, namazı ne kadar çok sevdiğini ve insanın ona vaktinden çok şeyi ayırmasının uygun olacağını gösterir. Namazın farz oluşuna Kitap, Sünnet ve Müslümanların icmaı delâlet etmektedir:
Kitap’ta Allah teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkânı ile kılın. Çünkü namaz mü’minlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.” (Nisâ: 103).
Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم Muâz b. Cebel radıyallahu anh’i Yemen’e gönderdiği zaman ona şöyle buyurdu: “Onlara Allah’ın kendilerine günde beş vakit namazı farz kıldığını öğret.” (Buhari, Muslim)
Müslümanlar namazın farz olduğunda icma ettiler. Bu sebeple âlimler dediler ki: Bir kimse beş vakit namazı veya bunlardan birini bile bile inkâr ettiği zaman kâfirdir, dînden çıkmıştır, tevbe etmediği takdirde kanı ve malı helal olur. Ancak İslâm’a yeni girmiş de İslâm’ın temel esaslarını henüz bilmiyorsa affedilir. Çünkü bu durumda onun bilmemesi mazeret olarak kabul edilir. Kendisine bunlar öğretildikten sonra da namazın farz oluşunu inkârda ısrar ederse kâfirdir.
Namaz ergenlik çağına girmiş aklı başında kadın ve erkek her Müslümana farzdır.
Müslümanın zıddı kâfirdir. Kâfire namaz farz değildir. Yani kâfir iken namazı eda etmesi gerekmez ve Müslüman olduğu zaman da bunları kaza etmesi gerekmez. Ancak namaz kılmadığı için kıyâmet günü cezalandırılır. Nitekim Allah teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç. Onlar cennettedirler, sorup dururlar, suçluların durumunu. “Nedir sizi Sekar'a sokan?” diye. Suçlular der ki: Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksula da yedirmezdik. Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik. Ceza gününü yalanlardık.” (Müddessir: 39–46) “Biz namaz kılanlardan değildik.” sözü, küfürleriyle ve kıyâmet gününü yalanlamalarıyla birlikte namazı terkten dolayı cezalandırıldıklarının delîlidir.
Ergenlik çağına giren, erkeğe nispetle kendisinde ergenliğin üç alametinden biri, kadına nispetle dört alametinden biri bulunan kimsedir.
Bu alametlerden birincisi, on beş yaşını tamamlamaktır.
İkincisi uykuda veya uyanık iken şehvetle meninin gelmesidir.
Üçüncüsü cinsel organının etrafında kılların bitmesidir.
Bu üçalamet erkeklerde ve kadınlarda müşterektir. Kadınlarda bunlar ilave olarak dördüncü bir alamet daha vardır ki o da hayız görmektir. Hayız ergenlik alametlerindendir.
Akılı olan kimseye gelince bunun zıddı aklı olmayan mecnundur. Yaşlı erkek veya yaşlı kadın temyiz gücünü kaybedecek derecede ileri yaşlara ulaştığı zaman ki biz onu bunak olarak biliriz, aklı bulunmadığı için ona namaz farz değildir.
Hayız ve loğusalığa gelince bu da namazın farz oluşun engeldir. Bir kadında hayız ve loğusalık hali bulunduğu zaman ona namaz farz değildir. Çünkü Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم “Kadın hayız olduğu zaman namaz kılmaz ve oruç tutmaz, değil mi?” (Buhari) buyurdu.
Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Soru ve Cevaplarla İslâm’ın Rukünleri 184