06 Nisan 2025 Pazar
08 شوال 1446 الأحد
Bir adam ailesine namazı emrettiği fakat onlar kendisini dinlemediği zaman ne yapar?

Onlarla birlikte oturmaya devam eder mi, yoksa onları evden çıkarır mı?

CEVAP: Bu aile fertleri namazı mutlak olarak terk etmişler ise kâfirdirler, İslâm’dan çıkan mürteddirler. Onlarla birlikte oturması câiz değildir. Fakat bu adamın onları namaza davet etmesi ve Allah’ın onlara hidâyet vereceği ümidiyle bu konuda ısrarcı ve tekrarcı olması gerekir. Çünkü namazı terk eden kimse, Kitap, Sünnet, sahâbe sözleri ve sahîh düşüncenin gereği olarak Allah korusun kâfirdir.

Namazı terk eden kimsenin kâfir olmadığını söyleyen kimselerin ileri sürdükleri delîlleri ben inceledim ve onların şu dört durumdan hali olmadıklarını gördüm:
1- Ya onlar temelde bu konunun delîli değildirler.
2- Veya namazı terk etmenin imkânsız olduğu bir vasıfla takyit edilmişlerdir.
3- Veya namazı terk edenin bu terkinde mazur görüleceği bir durumla takyit edilmişlerdir.
4- Veya delîller geneldir, namazı terk edenin küfrünü ifade eden hadîslerle tahsis edilirler.

Naslarda namazı terk edenin mü’min olduğu veya cennete gireceği veya cehennemden kurtulacağı gibi bir anlam yoktur. Naslardan böyle bir anlam çıkarabilme imkânı olsaydı namazı terk eden kimsenin küfrüne delâlet eden naslardaki küfrü küfran-ı nimet veya dînden çıkarmayan küfür diye te’vîl etme ihtiyacını duyardık.

Namazı terk edenin dînden çıkarıcı bir küfürle kâfir olduğu açıklığa kavuşunca mürtedler için uygulanan hükümler onun için de uygulanır. Bu hükümlerden bazıları şunlardır:

Birincisi: Onunla evlenmek sahîh değildir. Namaz kılmadığı halde onunla bir nikâh akdi yapılmış olsa bu akit bâtıldır, geçersizdir. Bu nikâhla kadının ona eş olması helal değildir. Çünkü Allah teâlâ muhacir kadınlardan söz ederken şöyle buyurmaktadır: “Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz onları kâfirlere geri döndürmeyin. Bunlar onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar.” (Mümtehine: 10).

İkincisi: Nikâh akdi yapıldıktan sonra namazı terk ederse nikâhı fesih edilir ve eşi ona artık helal olmaz. Çünkü biraz önce zikrettiğimiz ve ilim sahiplerince ayrıntılı bir şekilde bilinen âyet, bunun zifaftan önce veya zifaftan sonra meydana gelebilecek bir durum olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Üçüncüsü: Namaz kılmayan bu adamın kestiği yenilmez. Niçin? Çünkü onun kestiği haramdır. Eğer bunu bir Yahudi veya Hıristiyan kesmiş olsaydı yememiz helal olacaktı. Demek ki Allah korusun onun kestiği şey, Yahudi ve Hıristiyan’ın kestiği şeyden daha pistir.

Dördüncüsü: Mekke’ye veya Harem sınırları içine girmesi helal olmaz. Çünkü Allah teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey îmân edenler! Müşrikler bir pisliktirler. Artık bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar.” (Tevbe: 28).

Beşincisi: Yakınlarından birisi öldüğü zaman onun mirasçısı olamaz. Mesela bir adam ölse ve geride namaz kılmayan bir oğul bıraksa ve bir de namaz kılan erkek yeğeni olsa yakın olan kendi oğlu değil, uzak olan yeğeni mirasçı olur. Çünkü Usâme’nin rivâyet etiği bir hadîste Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم şöyle buyurmuştur: “Müslüman kâfire, kâfir de Müslümana mirasçı olamaz.” Bu hadîsi Buhârî ve Müslim rivâyet etmişlerdir. Peygamber صلى اللّٰه عليه وسلم bir başka hadîsinde şöyle buyurmuştur: “Miras paylarını (Kur’ân’da bildirilen) sahiplerine veriniz. Bu paylardan geri kalan herhangi bir şey de baba tarafından en yakın olan er kişiye aittir.”  Buhârî ve Müslim tarafından rivâyet edilmiştir. Bu örnek bütün vereseler için uygulanır.

Altıncısı: Öldüğü zaman yıkanmaz, kefenlenmez, namazı kılınmaz ve Müslümanlarla birlikte defnedilmez. O zaman onu ne yaparız? Boş bir alana çıkartır, orada bir çukur kazar ve elbisesiyle birlikte çukura atıp gömeriz. Çünkü hiçbir saygınlığı yoktur.

Buna göre bir kimsenin yanında namaz kılmadığını bildiği bir kişi ölürse onun namazını kılsınlar diye Müslümanların önüne getirmesi helal değildir.

Yedincisi: Kıyâmet günü Allah korusun küfrün önderleri olan Firavun, Haman, Karun ve Ubey b. Halef ile birlikte haşrolunur. (İmam Ahmed, Musned) Cennete giremez. Ailesinden hiç kimse onun için rahmet dileyemez ve bağışlanması için dua edemez. Çünkü kâfirdir, buna müstahak değildir. Allah teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber’e ve mü’minlere yaraşmaz.” (Tevbe: 113).

Mes’ele gerçekten çok önemlidir. Maalesef bazı kimseler bunu önemsemiyorlar ve evlerinde, namaz kılmayanlarla birlikte oturuyorlar. Bu câiz değildir. Allah en iyi bilendir. 

Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Soru ve Cevaplarla İslâm’ın Rukünleri 191

Kategoriler
Dersler
Vahiy Mescidi
  • /ANKARA
Sitemizde yer alan içeriklerin kaynak gösterilerek paylaşılmasında mahzur yoktur.
vahiymescidi.com © 2025