Bir şahıstan alacaklı olan kimseye bunu tahsil etmedikçe alacağının zekâtını vermesi vâcib değildir. Çünkü o, elinde değildir. Fakat borçlu kişi bunu kolayca ödeyebilecek bir kimse ise alacaklı kişi her sene bunun da zekâtını vermesi gerekir. Elindeki malıyla birlikte onun da zekâtını verirse borcundan kurtulmuş olur. Eğer elindeki malının zekâtını verirken bu alacağının zekâtını vermezse tahsil ettiği zaman geçmiş yılların zekâtını vermesi gerekir. Çünkü ödeyebilecek durumdaki kişiden bu alacağını her zaman isteyebilir. Terk edilmesi borç sahibinin ihtiyarıyla olmaktadır. Borçlu kişi bunu zor ödeyecek birisi veya zengin fakat istenemeyecek birisi olduğu zaman alacaklının her sene bunun zekâtını ödemesi vâcib değildir. Çünkü onu tahsil etmesi mümkün değildir. Allah teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın.” (Bakara: 280). Bu malı teslim alması ve ondan yararlanması mümkün değildir. Bu sebeple zekâtını vermesi gerekmez. Fakat tahsil ettiği zaman ilim adamlarından bir kısmına göre yeniden bir sene bekler, bir kısmına göre bir senelik zekâtını verir, sene devrettiği zaman yine zekât verir. İhtiyata uygun olan budur. Allah en iyi bilendir.
Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin
Soru ve Cevaplarla İslâm’ın Rukünleri Fetva no: 357